İspanya hatırası-mı-?

Türk milleti olarak sıcağı sever, çocuklarımızı sıcak/hijyenik tutmak için elimizden gelenin fazlasını yapar, beslenmelerine her birimiz kitap yazabilecek kadar özeniriz.

İlk defa gittiğim İspanya’da da diğer Avrupa ülkelerindeki gibi; çocuğu sıcak tutmak için aşırı bir gayret görmedim. Çocuklar taşa da oturuyor, lokantaların parkelerini ellerine geçirdikleri ıslak bezlerle siliyorlar, anne-baba ne yerse tabaklarından otlanıyorlar. Daha küçükler için en fazla bir biberon bulunduruyorlar yanlarında aileler.
Hafif burun tıkanıklığı, hafif öksürükle gittiğimiz Sevilla’dan her ikisi de bayağı düzelmiş olarak dönüp 2 gün sonra coşmuş bir öksürük ve burun akıntısı ile hayatımıza devam ediyoruz. Yakın çevrem bunu İspanya hatırası olarak değerlendiriyor.
RA yurtdışına ilk kez çıktı ama öksürüğünün daha kötü olduğu zamanlar da oldu geçen kış. Tatilimiz için eşim sırf puerto perico denen oyun alanında geçirdiği zevkli saatler için bile değerdi diyor. Onları otelde öğle uykusuna bıraktığım gün çevre keşfi yapıp ”puerto perico”yu keşfettim ve harika bir sürü park. Benim grupla flamenko gecesine gittiğim akşama denk getirdik puerto perico’yu. Güzel yorulup, bir kez dahi beni sormamış. Eşim onu takip etmekten fotoğrafını çekememiş ama www.puertoperico.com dan nasıl müthiş bir yer olduğunu görebilirsiniz. Parklar,yeşil alanlar o kadar bol ve iyi düşünülmüş ki 700.000 lik şehrin 350.000 i çocuk herhalde diye düşünüyor insan. Engelliler için düzenlenmiş yollar, tuvaletler RA’nın bile dikkatini çekti Bu harika parklardan birinde bu henüz yürüyemeyen ama ağzında biberonu ile her yere tırmanmasına izin verilen tatlı bebe ile karşılaştık.


Daha büyük yaşta çocukların havalarda attıkları parendeleri ağzımız açık,hayranlıkla izledik. Sevgili doktorumuz oyun grubuna gidip hafif öksürüğü başladığı dönemde(19 aylıktı) nezle,grip geçici asosyallik kalıcı demişti.

Sosyal böcüğümüzle ballı zencefilli, sinomarinli bir bayram bekliyor bizi, herkese dilediğince sosyalleşebildiği neşeli bir bayram diliyorum:)

Advertisements

Sevilla Rüzgar’ı

Her seyahat yeni bir soluktur ve her yolculuk aslında bir mola demiş ünlü Türk düşünürü:) Bu düsturdan yola çıkarak soluklanalım diye ve düşünürün paella muhabbetinin de yadsınamaz katkısı ile düştük Sevilla yollarına.
Bebekliğinde öğlen uykuları 16 dakika ile sınırlı bir oğlanın anasıyım ben. Uyumayan,susmayan ve oturmayan 3 yaşında bir çocukla 4 saat uçmak nasıl oluyor derseniz, sandığınız/korktuğunuz kadar zor değil derim.
Rezil olmama ve daha da önemlisi oğlanı zıvanadan çıkarmama adına gözünüzün önüne getirebileceğiniz en büyük boy plaj çantasını, daha önce görmediği ufak yeni oyuncaklar ve çıkartma kitapları ile doldurup gak dediğinde zıplayan kaplan guk dediğinde hava taşıtları çıkartmaları vererek atlattım alnımın akı ile.
Turdaki yaşlı teyzeler indiğimizde ”maaşallah hiç sesini bile duymadık, ne uslu bir çocuk” bile dediler hatta.
Ne yardan ne serden geçebilen gezenti ama pimpirik anneler dijital oda dereceleri ile gezerler malumunuz. RA’nın zaten akan burnu, 3 yıldızlı otelimizin camlarından üfleyen soğuğu ile 18 derecede ve bildiğiniz otobanda uyuyorum hissiyatı veren gürültüsü ile yıkamadan/yıkanmadan sevgili eşimin yedek pijamalarının üzerine giydiğim geceliğimle sabahı sabah ettim.
Ama sabah kahvaltıda ananas, jambon, ballı tilo(ıhlamur) ile kahvaltı yapan RA İspanyol meydanını kahkahaları ile çınlatınca soluklanmanın önemini bir kez daha idrak ettim.
Şen olasın Sevilla şehri:)