iyi günde, kötü günde

kötü günde yanında olmak mı daha kolaydır, dostunun.. iyi günde mi..

iyi zamanlar yanında olabilmek, mutluluğunu paylaşabilmek, onun adına da sevinebilmek, kalbinde keşke ben de böyle hissetseydim demeden, sadece onun adına mutlu olmak mı daha kolaydır. yoksa yaralarını sarmak, ağlaması için omuz vermek mi?

kötü günde yaraları saran dostlar, iyi günlerinde sırra kadem bastıysa, bil ki bir “kibir” vardı seni sarıp sarmalarken, üstünlük duygusu ile destektiler. seni sevmediler, kötü durumda oluşunu sevdiler, ona sarıldılar.

senin adına sevinemedilerse, vakitleri az ya da bahaneleri çok olduğu için değil, iyi günün onları mutsuz ettiği için.

kalpleri kara insanların, zamanla yüzleri de kararır. üzül onlar için.

Advertisements

Bir İstanbul Beyefendisi

O bir Ra, o bir istanbul beyefendisi, o bir annesinin ne istediğinden, kendinden emin çocuğu, o bir jan janli…

o bir ki üçç dörrttttt

Oğlum, anasının güzel oğlu, anası gibi güzel oğlum.. İyi ki doğdun.. Nice uzun, sağlıklı, mutlu, ailenle yaşların olsun. Biz teyzelerin de hep gülümseyerek izleyelim büyüyüşünü. Zaman gelince gelinlerimizi çekiştirelim hep beraber inşallah.

En sevdiğim resmi koyuyorum.

Oğlumun anasına bakışını, anasının o nurlu güzelliğini seviyorum bu resimde.

İyi ki doğdun meleğim.

Bir annenin Haliç Kongre Merkezi ile imtihanı

Bir anne Haliç Kongre Merkezine gitse,gör başına neler gelir

Anne olduktan sonra festivaldi,operaydı, sinemaydı uzuun bir süre ara veriliyor,en azından ben öyle yaptım.

2 sene nonstop emzirip sonrasında da birbirimize bağımlı hale geldiğimizden pek beceremedim.

Geçen sene şeytanın bacağını kırıp Zaide’yi Topkapı Sarayında dinlemek/izlemek nasip olmuştu.

Bu seneki bir atımlık barutumu da Don Giovanni Haliç Kongre Merkezine ayırdım.

Her operasever gibi evden çıkmadan mantımı,oğlumun tepsisini,banyo ve uyku için odaları hazırlayıp çıktım.

Uykulukçular civarı mahşer kalabalığını her vücudumuzu keşfedelim okuru gibi çözemedim.

Meğer ben oğlumla beynin vücutla mesaj alışverişini okurken Tarkan konseri var diye inliyormuş ortalık,günlük gazete okumadığım için bilemedim.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Prof.Rengim Gökmen açılış konuşmasında Uluslararası İstanbul Opera Festivali’nin bir İstanbul kenti projesi olduğundan bahsetti.

Haliç Kongre Merkezine özel şöförü ile mi gidiyor bilmiyorum ama şöförü olmayıp da kendi park etmek durumunda olanlar için de ben dev hizmet vereyim.Efendim Kongre Merkezine Giriş/Otopark v.s. görürüz diye hiç bakınmayın.Soldan altgeçitten giderseniz-ki bana tarif edilen o idi- bambaşka alemlere akarsınız.Siz,siz olun Uykulukçu Vassaf Usta’nın yapmayı akıl ettiği oku takip edin ki otopark girişini kaçırmayın.

Yine Rengim Bey festivalin ana temasının,her zaman tarihi mekanlarda Türk ve doğu temalı operalarla ve ırk,dil,din ayrımı tanımayan bir müzik ve sahne diliyle İstanbul’dan dünyaya seslenmek olduğunu da ekledi.

Diğerlerini bilmem ama dil ayrımı tanınmadığı kesin,önümdeki yabancı hanımın A blok ne tarafta sorusunu tanıyabilen eleman çıkmadı netekim:)..Evet ayrım yapılmadı,türkçe bilenlere de aynı şekilde hangi blok ne tarafta,otopark ödeme noktası,oturma düzeneği ile ilgili bilgi ayrım yapmamak adına herhalde verilmedi.

Bilet üzerinde 21.00 olan başlangıç saatini 15 dakika geçtiğinde gelenler el yordamı ve birbirlerine sorarak bulmaya çalışıyorlardı.Çıkışta ise ödenmiş park kağıtlarını parkomata yerleştirmeden ödediniz mi diye soran 2 eleman konuşlanmıştı,tabii bu muhabbet bayağı bir yığılmaya neden oldu ama neticede evet bütünleşmiş olduk belki bu sayede tüm ırk,dil,dinler.

Yaşasın klakson kardeşliği:))

RA’nın portfolyo sunumu ve bize öğrettikleri

Bu sene anaokulunda 2.senemizi idrak ettik.Anaokulumuzu seçerken kriterlerimizden biri de gösteri olmaması idi.Çocukların; anaokulların aldıkları paraları hakettiklerini kanıtlama yarışına dönüşen,çocukları geren,anne-babayı yapabilecek mi ağlayacak mı, yanıma mı koşacak, arkadaşı ağlarsa tepkisi ne olacak gerginliğinden uzak olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Bizim anaokulumuzda portfolyo sunumunda çocuk anne ve babasına sadece kendisinin ve öğretmenlerinin olduğu bir ortamda(kendi sınıfında) sınıfını,yaptıklarını,öğrendiklerini anlatıyor/gösteriyor.

Rüzgar da biz de çok keyif alıyoruz,stres yok güle oynaya şaşıra sunumu başarıyla tamamladığını gösteren belgeyi ve faaliyet çantasını alıp alemlere akıyoruz çekirdek aile:)

Her sene gösteri telaşesi yüzünden; ağlayan,gerilen çocuklar,strese giren aileler duyuyorum yakın çevremde.

Neden acaba bu denli kanıtlama endişesi taşır okullar hele çocuklar bu kadar küçükken?Bazı anaokullarda okuma yazma öğretildiğini de yine şaşırarak öğrendim 3 yaş çocuğuna.

Nedir bu telaş?Nedir bu acele?Çocuk daha kakasını tuvalete yapamazken kaka yazmayı öğrenmiş mesela,güler misin ağlar mısın:)

Okuma yazma öğreten anaokullarının kaçta kaçının duman dedektörü vardır acaba?Yada sprinkler sistemi?Acil durum çıkışı?

Bunların yokluğu olmasın bu kadar çok insanın Türkiye’den acil durum çıkışı arama sebebi?

Çocuklarımızın doya doya çocukluklarını yaşadıkları,sgk’nın ihtiyaç sahibi olan mps hastalarının ilaç masraflarını ödemeyi kesmediği,oyun haklarını gönüllerince yaşayabildikleri günleri babaanne olmadan görebilmek dileğiyle öksürüksüz,esintili bir yaz diliyorum herkese…

Piknik(Pisnik) Zamanı, Mini Pizza Zamanı

RA’nın anaokulunda yarın piknik var.Oğlumun özel talebi üzerine mini pizza yaptım ilk defa.Yarına sepeti,örtüsü,şapkası,kağıt tabağı,bardağı,sütü derken bana telaşesi düştü.

Kuzularımızın hep neşeli telaşelerine maruz kalalım der,allahın koruması üzerlerine olsun temennim ile tarifimize geçerim;

Kuzularımızın hep neşeli telaşelerine maruz kalalım der,allahın koruması üzerlerine olsun temennim ile tarifimize geçerim;

Öncelikle yarım paket yaş mayayı(ben pakmaya kullanıyorum) az ılık suda eritip yarım çay bardağından az z.yağı ve bir yumurta akını ekleyip karıştıralım.Bir yemek kaşaığından az toz şeker(ben boğazlıyan kullanıyorum) ve çok az tuz ve un (3-4  su bardağı)ile meşhur kulak memesini tutturalım.20-25 dk. mayalanmasını bekleyip,açıp çay bardağı ile düzgün şekilli çıkarıp üzerine önce rendeleyip sos haline getirdiğimiz domatesi ve  dilediğimiz malzemeyi(ben beyaz peynir/kaşar/domates/sivri/kırmızı biber/siyah-yeşil zeytin/maydonoz/dereotu kullandım) ilave edelim.

Kenarlarına yumurta sarısı,susam ve çörek otu sürüp 180 derecede 20-25 dakika pişirelim.

 

Bir de kuzuları oyun gruplarına yada anaokuluna gönderiyorsak yangın ile ilgili aldıkları önlemleri bizzat kontrol edelim derim naçizane.Duman dedektörleri,sprinkler sistemleri,yangın söndürücüleri(tüplerin basınç kontrolleri),yangın tatbikatları,yangın battaniyeleri,acil çıkışlar v.s. v.s..Doha’daki avm yangınında kayıplar içimizi çok acıttı.

İnsan sormadan edemiyor;acaba kürtaj,sezeryan ile bu kadar yakinen ilgili sorumlular bizdeki anaokulları,oyun gruplarındaki güvenlik önlemlerini ne derece sıkı tutuyorlar?

Yabancı Bakıcı Çalıştırmanın Yolları

Efenim, malumunuz 1 Şubat’ta yürürlüğe giren yabancıların ülkemiz de çalışma ve yaşamasını düzenleyen bir kanun var. Turist vizesiyle ülkeye bir defalık girdiklerinde 90 gün kalabilecek, bu sürenin bitiminde 3 ay giriş yapamayacaklar ki bu yabancı bakıcılar kadar yoğun çalışan anneleri de üzmüş bir kanun. Ben 3 yerli bakıcıdan ağzını payını almış, son gürcü bakıcısıyla nispeten saadeti yakalamış bir anne olarak, bu yeni kanunla nasıl yaparız da yaparız şu cocuğu el birliğiyle, bakıı değiştirmeden 3 yaşına getiririz konulu çalışmam neticesinde bir çıkış yolu buldum. Bu yolu da siz değerli annelerle paylaşmak istedim. Bir faydam dokunursa ne mutlu bana. Keza çocuk bakıcısı hassas mesele, tahminimce sevabı da o oranda büyüktür.

İlk olarak elimizde vizesinin süresi dolmamış bir bakıcı olmalı.

Kadıncağızın vizesi dolmamışsa hemen emniyete ikametgah tezkeresi için başvurmak gerekiyor. İkamet tezkeresi için şu an randevu almaya kalksan Temmuz sonu ya da Ağustos başına randevu alabiliyorsun. Benim bakıcımın Temmuz 10′da bitiyor vizesi, bu durumda hali hazirda ikametgah tezkeresi için başvurulduğu zaman o tarih (Temmuz sonu) gelene kadar kaçak sayılmıyorlarmış.

Fakat ikametgah tezkeresi 6 aylık alınırsa, vizenin bitiş tarihinden itibaren başlıyor o süre. Tezkereyi alma tarihinden değil.

Keşke bitseydi ama iş ikametgah tezkeresiyle, bitmiyor. Eğer ikamet tezkeresi alınır fakat çalışma izni alınmazsa ilk kontrolde (muhtemelen sık sık kontrole geliyorlar, adres olduğundan ellerinde) işverene 6.700 TL cezası var.

O yüzden bir de çalışma iznine başvuruluyor. İkametgah tezkeresi için çalışanın daha önce hiç kaçak giriş – çıkış yapmamış olması ya da yasa dışı hiç bir olayda yer almamış olması gerekiyor. Maliyeti max 500 TL, ajansına göre değişir bu işler için ajanslar var çok şükür.

Çalışma izni biraz daha çetrefilli, yabancı çalıştırmak için “Neden bir Türk vatandaşı çalıştırıyorsun?” sorusuna yanıt vermek gerekiyor ve ailenin aylık kazancına bakılıyor. Neden Türk vatandaşı çalıştırmıyorsun sorunun muhtemel cevapları, çocuğum gürcüce öğrensin istiyorum ya da yatılı kalınması gerekiyor olabilir. (2. cevap daha mantıklı) Çalışma izninin ilk başvuru maliyeti max 1000TL yıllık veriliyor. Fakat artık bir çalışanınız olduğu için vergi,ssk gibi aylık maliyetleriniz var demektir bu da ayda 300 TL yaklaşık. (bkz: Asgari ücret kesintileri). İşin kitabı bunları öngörüyor, bakıcısından-yardımcısından ayrılmak istemeyen anneler için.

İşbu post halka hizmet, hakka hizmettir düsturuyla yazılmış olup, daha fazla yarıntı için yorum bırakabilir, e-mail atabilirsiniz.

Sevgiler & bakıcı sorunsuz günler dileriz.

Deniz Oğlum, İyi ki doğmuş

Deniz oğlum’un doğumgünüydü. Biz diğer analar coğrafi koşullar nedeniyle katılamadık.

Tekrar buradan doğum gününü kutlamak istedim oğlumun, hem de anasının yazdığı aşağıdaki iletiyi çok sevdim kaydı kalsın istedim…

Önce Ben: Deniz Oğlum, Allah sana mutlu ve neşe dolu bir ömür versin. Anan ve tüm diğer analarınla büyü. Güzel gözlerinle, hep güzelliklerini gör bu dünyanın, bal oğlum.

Şimdi de anasından gelsin..

“Bu gece uyandı oğlum, annecim dedi. Efendim dedim, salıl annem dedi.Sarıldık geri uyuduk. Çocuk hayatını alt üst eder, sonra bakarsın altı üstünden daha iyiymiş:) İyi ki geldin oğlum, iyi ki beni seçtin, gözümün ışığı, canımın çiçeği, iyi ki doğdun”

Not: Çok hoşuma gitti hemşirem, senden önce post ettim, kusura bakma.

Dikkat Evde Anne Var

Oğlumun 2. yaşına gelmesiyle profesyonel iş hayatıma bir mola verdim.
Ardından hemen taşındım ve tatile gittim. Yeni yeni oturmaya başladım evde.
Ne güzel bir his yeni yeni konuşmaya başlayan bir çocuk-bebekle vakit geçirmek. Mutluluğunu, tatlılığını, gelişimini izlemek. 3,5 aylıkken başlamıştım işe. Şimdi ise hiç acelem yok yeni bir iş için. Tadını çıkarmak istiyorum doya doya. Doya doya koklamak, öpmek, yeni yeni sohbet etmek. 27 aylık oldu kuzum. Artık her kelimeyi söylüyor ama onun her kelimeyi söylemesi bize ayna vazifesi gördüğünden acilen ağzımızı toparlamaya çalışıyoruz. Özellikle ben ne ağzı bozuk kadınmışım.. Ohalar, yuhlar gırlaymış.. Şimdi düzeltiyorum kendimi oğlumla paşa paşa. Papağan gibi olduğundan yanlış kelimeleri aynı anda duyup düzeltme yolundayım.

Arada 2 yaş krizlerimiz oluyor. Mesela fotodaki Frankfurt havaalanında yere yatan Eren’i kaldırmaya bile çalışmadım.. Oturdum fotolarını çektim. Kriz anlarında ağlarken bile foto çekiyorum. Hangimiz daha manyağız belli olmuyor dışarıdan.

Ev de bir annenin varlığı bayaa bir etkili oluyormuş. Tv kesinlikle kapalı sürekli bir aktivite-oyun-park. Yavaştan part time işlere başlıyorum. Oğlum bu konfora alıştıktan sonra nasıl çalışırım ben de bilemiyorum.

Anaokulu – kreş araştırmalarımı erteledim. Her gün caddebostan sahildeyiz. Bu arada 2 haftada sosyal bir gelişme oldu çocuumda. Eskiden tüm çocuklardan kaçan çocuk şimdi günde bir ya da iki çocuğa sıcak davranıp, onlarla oynuyor. Adam seçiyor resmen.

Anne evdeyken öğlen uykuları bayaa bozuldu. Uyumamak için büyük direniş var mesela bugün o kazandı :)

Bilemiyorum bu saadet ne kadar sürer ama dibine kadar keyfini çıkarmak tek umudum.

Fırında Sebzeli Kalkan ve Yeşil Mercimekli Buğday Salatası

Rüzgar Ali’nin tam gün anaokullu olması ile 4 yıl sonra Werner Herzog edalarıyla İstanbul Film Festivaline karışabildim nihayet.Zurnada peşrev annelerin de film seçme şansları pek olmadığı için haliyle 11.00 seanslarına gidebiliyorum,buna da bin şükür diyerek tabii.

Beyoğluna çıkmanın(eskiden böyle denirdi var mı hatırlayan acaba) bir artısı da balık pazarıdır benim için.Renkler,kokular birbirine karışır.İçim açılır.

Esnafla muhabbeti de oldum olası çok severim.Kafama göre bir balıkçım var;güleryüzlü,informatif.İlk defa yarım kalkan satan onu tanıdım mesela.2,5 kg luk kalkan bize çok fazla geleceği için yarısından azını(1.100gr) aldım,fileto yaptırdım ve aşağıdaki işlemlere tabii tutup bana makas çalışmamızda kızdığı için”sen kötü annesin” diyen oğluma kucağımda yedirdim.

Kenarları en az 3 parmak yükseklikteki fırın kabına/tepsiye/borcama balıkların bir kısmını dizip üzerine az tuz, taze karabiber,ince halka şeklinde doğranmış kuru soğan,yine ince yuvarlak dilimlenmiş patates,ince kıyılmış dereotu ve maydanoz,ufak doğranmış sarımsak,kabuğu soyulmuş,minik doğranmış domatesle tamamlayıp üzerlerine kalan kalkanları ve kalan malzemelerimizi dizip zeytinyağı(sevenler taze kekik ve defne yaprağı da ekleyebilir) gezdirelim.Alüminyum folyo ile kapatıp 175 derecede 45-50 dk.pişiriyoruz.Üzeri kızarsın isterseniz son 5 dk. folyoyu çıkartın.

Erkek kalkanın daha lezzetli,çocuklar için yemesi kolay löp löp bir balık olduğunu,anneler için de en kalorisi yüksek balık olduğunu belirtelim.Nisanın kalkan ayı olduğunu siz zaten biliyorsunuzdur.

Vee son tarifimiz yine RA’nın davet ettiği arkadaşı için menü hazırlarken önce yeşil mercimek salatası önerisi geldi çok sevdiğim akademisyen bir anneden.Daha sonra Rüzgar’ın keşkek,buğday sevgisi ile salatamız yeşil mercimekli buğday salatasına dönüştü:)

 

Akşamdan ıslattığım buğday ve mercimeği limonlu,az tuzlu suda bir güzel haşlayıp,süzüp soğumaya bıraktım.Közlenmiş kırmızı biber,maydanoz,dereotu,taze nane ince kıyıp,haşlanmış mısır ekleyip zeytinyağ- limonlu olarak Rüzgar Ali’ye,kendimize nar ekşili ve nar tanecikli yaptım.

 

Buğday bağırsak ve rektum kanserini önlemeye yardımcı imiş.Bağırsakları çalıştırır ve kabızlığı önlermiş.Mideyi,beyni ve gözü kuvvetlendirirmiş.

 

Bir de ertesi günün menüsünü yapsa tam süper olacak:)

 

Herkese tek derdinin menü hazırlamak,kaçırdığı filmler ve kuzusundan yediği ayarlar olan bir hayat diliyorum…

 

Dinsizin hakkından imansız gelebilir mi :)

Ispanak çorbası, zeytinyağlı ıspanak ve pazı pek seven oğlum anaokulunda kollarını pepee gibi kavuşturup ben hiç ıspanak sevmem demeyi öğrenince ilk kendi isteği ile davet ettiği misafirlerine ıspanaklı gül böreği yaptım. Gelen misafir çocuk değil ama RA afiyetle yedi.

Bu olaydan feyz alarak pazı için de bir güzellik düşünüp pazılı poğaça yaptım akşamdan. Dolaba koyup sabah o uyurken de fırına attım. Normal kahvaltısının yanında 2 tane yedi:)

İşte hem kolay hem lezzetli poğaçamız;

2,5 su bardağı un(ben ruşeymli kullandım) ve bir paket kabartma tozunu karıştırıyoruz.4 çorba kaşığı tereyağ,çok az tuz(ben deniztuzu koyuyorum),1 su bardağı rende beyaz peynir,3 kıyılmış taze soğan, ince kıyılmış pazı, 1 adet yumurta,1 bardak süt(bir dahaki sefer yoğurt koymayı planlıyorum). Hepsini unla yoğurup elimize yapışmayacak bir kıvam tutturuyoruz (gerekirse undan yardım alınacak yani).Yağlanmış borcam yada fırın tepsisine (ben dolaba kaldırdığım için borcama koydum) ceviz büyüklüğünde parçalar şekil verip diziyoruz. Üzerine susam, çörekotu süslenebilir. Ben yemez korkusundan bu sefer yapamadım. Bir sonraki sefere inşallah.

Kapanışı pazının yararları ile yapalım yine; içerdiği demir ve folik asitle kansızlığı önlermiş. Hamilelerde spina bifida(omurganın bir tarafının açık olması) rizikosunu en aza indirir ve beden güçlendirici etkileri varmış.