Sanal olan gerçek olan

Bundan iki yıl önce yazsaydım bu giriş cümlesini, şöyle olurdu; Dokunmadan, göz göze bakmadan kalbine değemez insan bir diğerinin. Yazı dili yalancıdır, telefon aceleye getirir:) İnternet konusunda zaten pek fikir beyan etmezdim çünkü muhafazakarımdır bu konuda. Muhafazakardım:) İnsanların internet aracılığıyla tanışıp evlendiği günlerde ben sosyal iletişim ağlarında tanıdıklarımı bile eklemezdim:)

 Ve bir gün anne oldum:) Bir günde olmadı bittabi:) Her şeyi bildiğimi sanırken dünyada, bilmediklerimden oluşan bir Deniz’in:) içine düşmüştüm:) Miniminnak bir oğlan kucağımda, kocaman açmış gözlerimi bakınırken farkettim ki sanalla gerçek meselesi pek sandığım gibi değil:) Gerçek olan, yanımda elle tutulabilir, gözle görülebilir diğerleri – fark ettiyseniz el ele, göz göze dememek konusunda itina gösterdim:)- değemiyordu kalbime, beynime. Hatta ben elimin tersiyle değmek istedim kimi zaman bazılarına.

Tam o anda karşıma çıktı sanal dünya. Ne yapsam yanlış, eksik, olmamış gelirken bana, beraber yapmayı öğrettiler. Yanı başımda oturanların bilemeyeceği dertlerime dünyanın bir ucundan çare oldular. Ben bi başına gezen bir turuncu kafaymışım bu dünyada, yeşili, sarıyı, maviyi, kırmızıyı, moru, turkuazı katıp bana gökkuşağı haline getirdiler.

Sanal olan, sözünü ölçüp biçtiğinmiş.  Her fani anneye, organik bir yeşil, umut dolu kıkırdak bir sarı, derin bir mavi, yumuşak ve alternatif bir kırmızı, zengin (içerik manasında:)) bir mor, bambaşka bakış açıları sunan bir turkuaz lazım benden söylemesi…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s